Özlem M. Boğahan

1995 yılında üniversiteye girdiğimde, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü çok da bilinçli seçmemiştim aslında. Başarılı, zeki olarak tanımlanan bir öğrenciydim. Kendi kendime düşündüm; ‘Çalışmadan bu sınavda nasıl başarılı olurum?’

En iyi olduğum alan dil dedim ve lisede yabancı dil bölümünü seçtim. Tüm öğretmenlerim ilk tercihime gireceğimi düşünürken, ben tüm yılı, çalışmak yerine gezerek geçirdiğim için yanlış hatırlamıyorsam üçüncü tercihime girdim. Hacettepe İngiliz Dili ve Edebiyatı.
Harika lise yıllarımın ardından (ki bunun için aileme ve dostlarıma teşekkür borçluyum) harika üniversite yıllarım başladı. Ben hayatı olumlu bir bakış açısıyla yorumlayan biriyim. Mutlaka olumsuzluklar yaşanmıştır ama hep mutlu bir insan oldum.

1996’da üniversitenin ikinci yılında, gazetede bir ilan gördüm. “Sunuculuk ve Spikerlik Kursu.” O ana kadar hiç düşünmediğim bir alan. Neden bilmiyorum, içimde o kursa katılmak için inanılmaz bir istek duydum ve hemen ailemi aradım. Gittiğim kursları yarım bırakmakla ünlü bir insan olduğum için (sıkılgan bir ruhum var, ağır ilerliyor ağır!) annem ve babam, “Bunu da yarım bırakma ama”, diyerek bana kurs için gerekli parayı gönderdiler. Kaydoldum.
O ana kadar hiç düşünmediğim bir alan dedim ama aslında küçüklüğümden beri gösterilerde hep sunucu olmak isterdim.