Bok Böceği

4.99 TL

Kategorilere gitmek için etiketlere tıklayın

Güneş, onun üzerinde parlıyor ve çok güzel ışıldıyordu. Bok böceği, “Dünya, henüz o kadar aklını kaçırmamış.”, dedi ve şunu söyledi: “Sadece ona katlanmanın yolunu yordamını bilmeniz gerekiyor.” Dünya güzeldi: İmparatorun süvari atına, nallar verilmişti çünkü binicisi, “Bok Böceği” olacaktı.
Bok böceği şunu söyledi: “Şimdi ineceğim ve diğer bok böceklerine, uğruma ne kadar fazla şey yapıldığını anlatacağım. Dışarıdaki yolculuğumda tiryakisi olduğum tüm zevklerden bahsedeceğim ve artık at, nallarını eskitene kadar yuvamda kalacağımı söyleyeceğim!”

 
 

İmparatorun atı, altın nal, her ayağına bir altın nal alıyordu.

O neden nal alıyordu?

En sevimli bir hayvandı; zarif bacaklara, en zeki gözlere ve ipekli bir peçe gibi boynundan sallanan bir yeleye sahipti. Barut bulutunun ve kurşun yağmurunun arasında sahibini taşımış, öten ve vızıldayan kurşunları işitmişti. Düşman sokulduğunda, onu ısırmış, tekmelemiş ve hatta onunla dövüşmüştü. İmparatoruyla birlikte, zalim adamın düşen atının üzerinden atlamıştı. İmparatorun kırmızı altın tacını1 korumuştu. Onun (Kırmızı altından daha değerli olan) hayatını kurtarmıştı. Tüm bunlardan ötürü, imparatorun atı, nal, her ayağına bir nal alıyordu.

O sırada, bok böceği dışarıya süründü.

- “Önce büyük, sonra küçük” dedi o ve lafını sürdürdü: “Sonunda, önemsiz bedenli olanı”. Ve o anda ince bacaklarını uzattı.

- Nalbant, “ Ne istiyorsun?”, diye sordu.

- Bok böceği ise, “Nal!”, diye yanıtladı.

Nalbant, “Elbette, çok parlak değilsin!”, dedi ve şöyle devam etti: “Sen de mi nalın olmasını istiyorsun?”

Bok böceği, “Nal.”, dedi ve  “Tıpkı hizmet edilen, tımar edilen, bakılan, yiyecek içecek verilen bu hayvan gibi değil miyim? Ben de imparatorun ahırlarının bir parçası değil miyim?”

Nalbant, “Ama at neden nal alıyor?”, diye sordu ve şöyle devam etti: “Bunu anlayamıyor musun?”

Bok böceği, “Anlayamıyor muyum? Onu, bana karşı bir hakaret olarak anlıyorum!”, dedi ve ekledi: “Hakarete bak! Bu yüzden, artık, geniş dünyaya çıkıyorum.”

- Demirci, “Toz ol!”, dedi.

1 Aslında, eski Mezopotamya’da, en değerli altın biçimi kırmızı altı idi. Asur Kralı Esarhaddon, Babil kentinin yeniden inşası için, Asur baş tanrısı Aşur'a kırmızı altından bir taç rüşvet vermişti.

Bok böceği ise, “Adi hödük!”, dedi ve daha sonra, dışarı çıkıp bir süre uçtu ve kendisini, gül ve lavanta kokulu güzel bir küçük çiçek bahçesinde buluverdi.

Benzer Ürünler